Çocuklar kendilerini, ilişkilerini ve çevrelerindeki dünyayı anlamlandırırken aile içinde yaşadıkları deneyimlerden yararlanır. Dinlenme biçimleri, hatalarına verilen tepkiler, kendilerinden beklenen sorumluluklar ve karşılaştıkları sınırlar bu deneyimlerin önemli parçalarıdır. Anne baba tutumları, günlük yaşamda tekrar eden bu yaklaşımların bütününü oluşturur.
Ebeveynlik üzerine yapılan bilimsel çalışmalar, çocukla kurulan ilişkinin sıcaklığına, ihtiyaçlarına gösterilen duyarlılığa ve davranışlarına yönelik rehberliğe dikkat çeker. Anne baba tutumlarını tanımak, aileleri iyi ya da kötü olarak sınıflandırmak için değil, kendi davranışlarımızın farkına varmak için önemlidir. Aşağıdaki günlük yaşam örnekleri de bu tutumları somutlaştırmak amacıyla hazırlanmıştır.
Otoriter Tutum
Otoriter tutumda kurallara uyma ve yetişkinin beklentilerini yerine getirme ön plandadır. Çocuktan yüksek düzeyde uyum beklenirken onun düşüncelerine ve duygularına daha az alan tanınabilir. Kuralların gerekçelerini konuşmak yerine sorgulanmadan uygulanması istenebilir.
Örneğin çocuk ödevine başlamakta zorlandığında nedenini dinlemeden ceza vermek, bir kurala ilişkin sorusunu “Ben öyle istiyorum.” diyerek yanıtlamak veya yaptığı hatayı açıklamasına fırsat tanımamak bu yaklaşımı yansıtabilir.
Araştırmalar, otoriter tutum ile daha fazla davranış sorunu arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ancak bu, her çocukta aynı sonucun ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Günlük yaşamda beklentiyi açıkça ifade ederken çocuğu dinlemek için de alan açılabilir: “Ödevine başlamanı bekliyorum. Seni zorlayan kısmı birlikte konuşabiliriz.”
İzin Verici Tutum
İzin verici tutumda çocukla sıcak ve yakın bir ilişki kurulurken sınırlar ve sorumluluklar geri planda kalabilir. Çocuğun isteklerine geniş alan tanınır; ancak günlük yaşamı düzenleyen beklentiler yeterince belirgin olmayabilir.
Ekran süresi dolduğunda her itirazda süreyi uzatmak, çocuğun yapabileceği işleri sürekli onun yerine üstlenmek veya önceden belirlenen bir kuraldan her hoşnutsuzlukta vazgeçmek bu yaklaşımın örnekleridir.
Bu tutuma ilişkin bilimsel bulgular tek yönlü değildir; farklı gelişim alanlarında olumlu ve olumsuz ilişkiler bildirilmiştir. Aileler açısından üzerinde düşünülebilecek nokta, yakınlık gösterirken rehberliği sürdürebilmektir. “Oyuna devam etmek istediğini anlıyorum. Bugünkü ekran süremiz bitti. Şimdi başka bir etkinlik seçebiliriz.” ifadesi, çocuğun isteğini duyduğunu belirtirken sınırı korumaya örnek olabilir.
İlgisiz Tutum
İlgisiz tutumda çocuğun duygusal ihtiyaçlarına verilen karşılık, günlük yaşamına gösterilen ilgi ve davranışlarına yönelik rehberlik sınırlıdır. Çocuğun yaşadıkları, desteğe ihtiyaç duyduğu konular ve sorumlulukları yeterince takip edilmeyebilir.
Okulda yaşadığı bir olayı anlatmak isteyen çocuğu sürekli geçiştirmek, yardım taleplerini çoğunlukla yanıtsız bırakmak veya günlük düzeniyle ilgilenmemek bu yaklaşımı örnekleyebilir. Burada tek bir yoğun gün üzerinden değerlendirme yapılmamalıdır; önemli olan, ilişkide tekrar eden davranışlardır.
Araştırmalarda ilgisiz tutum, daha yüksek düzeyde davranış sorunlarıyla ilişkilendirilmektedir. Günlük yaşamda çocuğu bölmeden dinlemeye zaman ayırmak, anlattıklarını daha sonra yeniden sormak ve ihtiyaçlarını takip etmek, ailelerin ilişkilerini gözden geçirirken üzerinde durabilecekleri adımlardır.
Aşırı Koruyucu Tutum
Aşırı koruyucu yaklaşımda ebeveyn, çocuğu güçlüklerden korumaya çalışırken onun gelişimine uygun bağımsızlık alanını daraltabilir. Yardım etme isteği, zamanla çocuğun yapabileceği işleri üstlenmeye ve kararlarını onun yerine vermeye dönüşebilir.
Kendi başına giyinebilen bir çocuğu sürekli giydirmek, cevap verebileceği soruları onun yerine yanıtlamak veya küçük bir arkadaş anlaşmazlığında çözüm düşünmesine fırsat vermeden müdahale etmek bu yaklaşımın örnekleridir.
Araştırmalar, aşırı koruyuculuk ile duygusal ve davranışsal güçlükler arasında küçük düzeyde ilişkiler göstermektedir. Bu bulgular, aşırı koruyuculuğun tek başına söz konusu güçlüklerin nedeni olduğunu kanıtlamaz.
Aileler için yararlı bir değerlendirme sorusu şudur: “Çocuğumun şu anda yardıma mı, yoksa denemek için zamana mı ihtiyacı var?” Destek miktarı, çocuğun becerilerine ve durumun güvenlik gereksinimlerine göre ayarlanabilir.
Demokratik ve Destekleyici Tutum
Demokratik tutumda sevgi, ilgi ve duyarlılık; açık beklentiler ve rehberlikle birlikte sunulur. Çocuğun düşünceleri dinlenirken yetişkin, yaşına uygun sınırlar belirleme sorumluluğunu sürdürür.
Örneğin kardeşine vuran bir çocuğa “Kızgın olduğunu görüyorum, ancak vurmana izin veremem. Ne olduğunu anlatabilirsin.” demek, duyguyu dinlerken davranışa sınır koymayı örnekler. “Oyuncaklarını yemekten önce toplaman gerekiyor. Arabalardan mı, bloklardan mı başlamak istersin?” ifadesi ise belirli bir çerçeve içinde seçim yapma fırsatı sunar.
Bilimsel çalışmalar, demokratik tutumu genel olarak daha düşük düzeyde davranış sorunlarıyla ilişkilendirmektedir. Bununla birlikte ebeveynlik tek yönlü bir süreç değildir; çocukların özellikleri ve davranışları da anne babaların yaklaşımını etkileyebilir.
Kendi Tutumumuzu Gözden Geçirmek
Her anne baba farklı zamanlarda farklı tutumlara yaklaşabilir. Bu nedenle amaç, kendimizi değişmez bir kategoriye yerleştirmek değil, günlük ilişkilerimizi farkındalıkla değerlendirmektir.
“Çocuğumun ne anlatmak istediğini dinledim mi?”, “Beklentimi anlaşılır biçimde ifade ettim mi?” ve “Yapabileceği bir şeyi denemesine fırsat verdim mi?” soruları bu değerlendirmeye yardımcı olabilir. Zor bir anın ardından yeniden konuşmak, gerektiğinde özür dilemek ve işlemeyen bir yaklaşımı değiştirmek de mümkündür. Çocuğa ilgi göstermek, rehberlik etmek ve gelişimine uygun sorumluluklar sunmak, aile içindeki günlük ilişkilerin birlikte düşünülmesi gereken parçalarıdır.

